Skip links

Preeklampsi Riskinin Belirlenmesi

Preeklampsi Nedir?

Preeklampsi, genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkan ve tansiyonun yükselmesiyle birlikte bazı organ fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilen bir gebelik komplikasyonudur. Tedavi edilmediğinde hem anne hem de bebek için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Preeklampsi Riskinin Belirlenmesi Neden Önemlidir?

Preeklampsi, her zaman belirgin semptomlarla ortaya çıkmaz. Risk faktörlerinin önceden tespit edilmesi, erken müdahale şansı sunarak anne ve bebeğin sağlığını korumada kritik bir rol oynar.

Preeklampsi Riskini Belirleme Testleri

Kliniğimizde, preeklampsi riskini değerlendirmek için gelişmiş teknolojiler ve bilimsel yöntemler kullanılmaktadır:

  • Kan Testleri: Dolaşımdaki belirteçlerin ölçülmesiyle preeklampsi riskine dair bilgi sağlar.
  • Ultrasonografik Değerlendirme: Rahim ve plasenta arasındaki kan akışının incelenmesiyle preeklampsi riski belirlenebilir.
  • Tansiyon Takibi: Gebelik süresince düzenli tansiyon ölçümü, risk değerlendirmesinin temel bir parçasıdır.

Kimler Risk Altındadır?

İlk kez anne olacak kadınlar

İkiz veya daha fazla gebelik yaşayanlar

Kronik hipertansiyonu olanlar

Daha önce preeklampsi öyküsü olanlar

Obezite, diyabet veya otoimmün hastalıkları bulunanlar

 

Preeklampsi Riskinin Yönetimi

Risk belirlemesi sonrasında, kliniğimiz uzmanları tarafından anne adayına özel bir takip ve tedavi planı oluşturulur. Bu plan şunları içerebilir:

  • Yaşam tarzı değişiklikleri ve diyet önerileri
  • Kan basıncını düzenleyen ilaçlar
  • Bebeğin sağlıklı gelişimini izlemek için düzenli kontroller

 

Uzman İçeriği

Tıbbi Detaylar

Bu bölüm, konunun tıbbi detaylarını öğrenmek isteyen okuyucular için hazırlanmıştır. Hasta odaklı anlatım üst bölümde yer alır.

Uzman metnini görüntüle

Akademik terimler ve ayrıntılı açıklamalar içerir.

Preeklampsi Riskinin Belirlenmesi ve Preeklampsi Taraması

Preeklampsi, gebeliğin en ağır seyreden hipertansif bozukluklarından biri olup, ülkemizde ve tüm dünyada anne, fetüs ve yenidoğan sağlığını olumsuz yönden etkileyen ve maternal, fetal ve neonatal ölüm nedenlerinden biridir.

Özellikle daha önce normotansif olduğu bilinen bir gebede, gebeliğin 20. haftasından sonra yeni başlangıç gösteren tansiyon yüksekliği ve/veya proteinüri (idrarda protein kaçağı) varlığında ilk akla gelmesi gereken tanıdır.

Daha önce kontrollü kronik hipertansiyon tanısı olan bir hastada, gebelik sürecinde hipertansiyonun ciddiyetinin artması, ilaç değişikliği veya doz arttırılması veya proteinürinin eklenmesi de çok ciddi bir durum olup, aynı spektrumda değerlendirilir.

Preeklamptik bozukluklarda genel yaklaşım, anne adayının tansiyonunu düzenleyerek doğum planının yapılmasıdır. Ancak bazı özel durumlarda takip edilmesi düşünülebilir.

Gebeliğin hipertansif bozukluklarında takip yaklaşımı, ancak doktorunuz tarafından ayrıntılı değerlendirme, bazı laboratuvar testleri ve perinatal iyilik halinin belirlenmesi ile ilgili testler yapıldıktan sonra, hayati tehlikeniz bulunmadığı öngörülüyorsa mümkündür.

Preeklampside klinik tabloya karaciğer, böbrek, hematolojik, akciğer veya bilişsel fonksiyon bozukluklarının eklenmesi, anne ve fetüs hayatını en ciddi şekilde tehdit eden bir tablo oluşturabilir ve doğumun ivedilikle planlanmasını gündeme getirebilir.

Antenatal dönemde preeklampsi riski nasıl belirlenebilir?

  • Anne adayının kişisel tıbbi öyküsü
  • Kronik hipertansiyon
  • Sistemik lupus eritematozus
  • Antifosfolipid antikor sendromu
  • Kronik böbrek yetmezliği
  • Anne adayının obstetrik öyküsü
  • Önceki gebelikte preeklampsi varlığı (en önemli risk faktörü)
  • Mevcut gebelik sürecindeki risk faktörleri
  • Birinci ve ikinci üçay uterin arter Doppleri
  • Birinci üçayda anne adayının tansiyon değerleri
  • 11-14 hafta ultrason taramasında maternal serum PAPP-A değerleri
  • 11-14 hafta ultrason taramasında maternal serum PIGF değerleri (ülkemizde bakılamamaktadır)
  • Çoğul gebelik

Aspirin profilaksisi

Gebelikte preeklampsi taramasında yüksek riskli olarak değerlendirilen anne adaylarında, gebeliğin erken dönemlerinde 81-150 mg/gün dozunda aspirin profilaksisi önerilebilmektedir.

Bu amaçla başlanan aspirin profilaksisi, ek risk yok ise 36. gebelik haftasına kadar kullanılabilir.

Preeklampsi önlenmesinde kullanılan aspirin, özellikle gebeliğin 32. haftasından önce gelişen preeklampsi olgularında riski azaltıcı etkiye sahiptir.

Bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için klinik değerlendirme gereklidir.

Randevu Oluştur